Kötü geçen bir toplantı, yorucu bir günün ardı veya aniden bastıran bir stres dalgası... Böyle anlarda kendinizi elinizde bir paket çikolata veya büyük bir porsiyon yemekle buluyorsanız, yalnız değilsiniz. Duygusal yeme, midemizin değil ruhumuzun açlığını bastırma çabasıdır.
Bedenimiz fiziksel açlıkta yavaş yavaş sinyal verirken, duygusal açlık aniden, sanki bir krizmiş gibi ortaya çıkar. Ve genellikle canımız brokoli değil, yüksek şekerli veya yağlı yiyecekler çeker.
Açık Olan Mideniz mi Yoksa Duygularınız mı?
Bir kriz anında mutfağa yöneldiğinizde, kendinize şu soruyu sormak için sadece beş saniye duraklayın: "Gerçekten aç mıyım, yoksa şu an bir duyguyu mu uyuşturmaya çalışıyorum?" Bu basit soru bile otomatik pilotta yemek yeme alışkanlığınızı kırmak için çok güçlü bir adımdır.
Ne Yapmalıyız?
Öncelikle kendinize kızmayı bırakın. Suçluluk duygusu, yeme ataklarını daha da tetikler. Kriz geldiğinde hemen alternatif bir rahatlama yöntemi devreye sokun. Balkona çıkıp temiz bir hava almak, derin nefes egzersizleri yapmak veya sevdiğiniz birine mesaj atmak... Bedeninize stresle başa çıkabilmesi için yemek dışında bir araç sunun.